WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ BU ANİMASYON İSTİKLAL YOLUNUN GÜZERGAHINI GÖSTERMEKTEDİR

  • İstiklal Yolu Güzergahı

Dernek Tüzüğü

dernektuzugu

İstiklal Yolu Hatıraları

İstiklal Yolu Şiirleri

İstiklal Yolu Hikayeleri

Sitemiz Eylül 2011 – Eylül 2012 tarihleri arasında oluşturulmuştur. Sitemiz Ekim 2012 tarihinden beri aktif yayınını sürdürmektedir. Gerektikçe güncelleme yapılmaktadır.

İstatistikler

  • 46894Toplam ziyaretçi:
  • 7Bugün kü ziyaretçiler:
  • 22Dünkü ziyaretçiler:
  • 890Aylık ziyaretçi:
  • 31Günlük ziyaretçi:
  • 0Şu anda onliner:

DERNEĞİMİZ TARAFINDAN HAZIRLANAN "KARINCA ORDUSU İSTİKLAL YOLUNDA" BELGESELİ

flash slayt

istiklalyolu_tesekkur (Small)

HABER VE DUYURULAR

İstiklal Yolu, lojistik malzemelerin kağnı arabası, at, eşek, katır, deve kolları ile cepheye taşındığı; Osmanlı ordusundan terhis edilen veya kaçan gönüllü askerlerin yürüdüğü; işgal altında yaşamak istemeyen vatansever sivillerin, Ankara hükümeti ile görüşmek isteyen yabancı diplomat ve basın mensuplarının kullandığı efsane “İnebolu sahili, Kastamonu, Ilgaz, Çankırı, Kalecik, Ankara” hattıdır.

Mondros  (30 Ekim 1918) Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Özünde “Ya istiklal Ya Ölüm” düşüncesi olan Türk Halkı, İstanbul Hükümeti’nin teslimiyetini kabul etmeyerek bölgesel Kuvayı Milliye çeteleri ve müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri  ile direnişlere  başladı.  Bölgesel  direnişler yerini 23 Nisan 1920’de TBMM’NİN kurulmasıyla oluşturulan düzenli orduya bıraktı. Artık işgal devletlerinin karşısında işgali kabul etmeyen bir Türk Hükümeti ve işgale karşı savaşan çeteler değil düzenli bir ordu vardı.

Türk milleti, Başkumandan Mustafa Kemal’in “ Hattı müdafaa yoktur; sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır”  emrini çok iyi anlamış, cephelerde eli silah tutan erkekleriyle ve  cephe gerilerinde kadınlarıyla (ve askerlik yapamayan erkekleriyle) ailece savaşarak  vatan toprağının her karışını savaş alanı yapmıştır.

Türk Ordusunun ana ikmal merkezi Ankara’ydı. Ankara’ya lojistik malzemeler taşınan güzergâhlar şunlardı:[1]

Karadeniz kıyılarından-Ankara’ya

  • İnebolu-Kastamonu-Ilgaz-Çankırı-Kalecik-Ankara hattı.
  • Samsun-Çorum-Sungurlu (Çankırı)- Yahşihan-Ankara hattı.
  • Ereğli-Gerede-Kızılcahamam-Ankara hattı.

Marmara Denizi kıyılarından-Ankara’ya

  • İzmit-Adapazarı-Düzce-Bolu-Gerede- Kızılcahamam-Ankara hattı.

Doğu cephesi-Ankara

  • Erzincan-Sivas-Sarıkışla-Sultanhanı- Kayseri (Kırşehir- Köprüköy) –Ulukışla- Karaman-Konya- Sarayönü-Polatlı-Ankara hattı.

Türk milletinin örümcek ağı gibi oluşturduğu cephe gerisi yollarının işlevleri şunlar olmuştur:

1)      Anadolu’daki depolardan lojistik malzemeler taşınmıştır.

2)      İstanbul’daki depolardan kaçırılan lojistik malzemeler taşınmıştır.

3)      Ankara hükümetine katılmak isteyen gönüllü askerler[2] ve siviller[3] kullanmıştır.

4)      Dış yardımlarla gelen lojistik malzemeler taşınmıştır.

1) Ganimet ve yardım olarak elde edilen lojistik malzemeler taşınmıştır.

2)      Tekalif-i Milliye Kanunu vergilerinin  (her ailenin bir asker için ürettiği iç çamaşırı, çorap, çarık vb) malzemeler taşınmıştır.

İşgal edilmeyen topraklardaki cephe gerisindeki yollarda bu işlevlerin biri veya bir kaçı olmuştur,  ama İnebolu- Kastamonu-Ilgaz-Çankırı-Kalecik-Ankara hattında bu işlevlerin hepsi olduğu gibi fazlası olmuştur. Şöyle ki;

1)Deniz yoluyla doğrudan İnebolu Limanı’na  gelen dış yardımlar ve satın alınan lojistik malzemeler  taşınmıştır.

2) Doğu Anadolu’dan Karadeniz sahiline indirilen lojistik malzemeler ve Karadeniz’deki Türk limanlarına indirilen Rus yardımları,  deniz yoluyla İnebolu limanına getirildikten sonra taşınmıştır.

3) Ankara hükümetinin dünyaya açılan penceresi olmuş ve yabancı diplomatlar (ve gazeteciler) kullanmıştır.

Karınca ordusu,  cephelerdeki 100.000 Mehmetçiğe üç yıl boyunca ( dört mevsimde)  lojistik malzeme taşımıştır. Bir kağnı arabasının iki haftada taşıdığı cephaneyi cephedeki bir  topçu bazen 5-6 dakikada kullanmasına rağmen, karınca ordusunun adsız kahramanları cephelerde destanlar yazan Mehmetçikleri bir an bile cephanesiz bırakmazlarken; (kendileri de  İstiklal Yolu’nda görev ve sorumluluklarını aksatmadan sürdürürken) kahramanlıklarıyla, benzer destanlar yazmışlardır.

Tüm işlevleri ve olayları ile efsaneleşen ve  Başkumandan Mustafa Kemal’in “Gözüm Sakarya’da Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da” diyerek önemini vurguladığı İstiklal Savaşı’nın cephe gerisinin ana yolu, İnebolu- Kastamonu-Ilgaz-Çankırı-Kalecik-Ankara hattı, (bütün cephe gerisi yollarını temsilen) İSTİKLAL YOLU olarak anılmayı hak etmiştir.

İSTİKLAL YOLU’NUN SEÇİMİ VE GÜZERGÂHI

Hedefi Ankara olan Yunan ordusu, Anadolu’nun içlerine doğru ilerliyordu. Ankara hükümetinin acele etmesi gerekiyordu. Orduya lojistik malzeme ikmali, gönüllülerin katılması ve dış dünya ile ilişkiler için, Karadeniz’de güvenli bir limana ve bu limandan da Ankara’ya güvenli bir yola ihtiyaç vardı.
Strateji belirleyiciler haritayı önlerine koyup baktıklarında; İstanbul –Bolu çevresi, işgal altındaki İstanbul’a yakınlığı ve buralarda meydana gelen isyanlar sebebiyle güvenli bir bölge sayılmazdı.[4] Doğu Karadeniz Bölgesi de hem Ermeni ve Rum çeteleri yüzünden güvenli değildi hem de İstanbul’la   ilişkiler bakımından   uzaktı. En uygunu küçük bir limanı olmasına rağmen, Ankara’ya ulaşan yolun ucundaki İnebolu’ydu. Üstelik “İnebolu-Kastamonu, Ilgaz –Çankırı, Kalecik­- Ankara hattı” Ankara hükümetini destekleyen halkın yaşadığı en güvenli hattı.

Aslında İnebolu-Kastamonu, Ilgaz –Çankırı, Kalecik­- Ankara hattının güzergâhı, İlk çağlardan beri kullanılan bir yoldu. Ankara’dan Çankırı’ya oradan Kastamonu ve Karadeniz’e kadar devam eden ana yolun,  Ankara-Çankırı bölümünde (kuzey Galatia’da) 28 kilometre taşı bulunmuştu. Bu taşların hepsi, MS 122’de Galatia valisi A.Larcius Macedo adını taşımaktaydı.[5]

Osmanlı Döneminde 1866 yılında başlayan karayolu yapımı ve bakımını düzenleme çalışmaları çerçevesinde,   344 kilometre olarak gösterilen İnebolu-Ankara  yolunun  44 kilometresi yapılmış, 30 kilometresi ise inşa halinde bulunuyordu. Geri kalan kısmı ise ancak kağnı ve atlı arabaların gidebileceği şeklinde idi.[6] Yani  köprü, menfezler  vb sanat yapıları gibi  hiçbir hafriyat müdahalesi olmayan, arazinin doğal durumuna göre, kervan izinden oluşan ham yoldu. Çalışmaların yarım olması nedeniyle İstiklal Savaşı dönemine kadar hiçbir zaman önem taşıyan bir karayolu olmamıştı.[7]

İstiklal Yolunun geçtiği coğrafya oldukça dağlık ve engebeliydi ve Kuzey Anadolu’nun  geçit vermeyen  (üç sıra dağı) Küre Dağı’nı 1170 m, Ilgaz Dağı’nı 1875 m ve İndağı’nı 1475 m rakımda aşmaktaydı.


[1] Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi. “Türk İstiklal Harbi İdari Faaliyetler” (cilt Vll,  Genel Kurmay Basım evi Ankara 1975. s 237

[2] Osmanlı ordusundan  (Mondros Mütarekesi gereğince) terhis edilen ve kaçan,  Ankara hükümetinin kurduğu yeni orduya katılmak isteyen gönüllü er ve subaylar  kullanılmıştır.

[3] İşgal kuvvetlerinin bayrağı altında yaşamak istemeyen, Ankara hükûmetinin emrinde çalışmak isteyen ve özellikle İstanbul’dan ve diğer işgal yerlerinden kaçan,  vatansever gönüllü meslek elemanları (doktor, hemşire, öğretmen, terzi, nalbant, telgraf memuru,   vb) ve bazı aydınlar,    kamuoyunun tanıdığı önemli isimler kullanılmıştır.

[4] Kastamonu Valiliği Yayını, “İnebolu’dan Ankara’ya Atatürk ve İstiklal Yolu” Dönence Basım ve Yayın Hizmetleri. İstanbul 2009.  s.24

[5] Roger Matthews and Claudia Glatz, At Empires’ Edge : Project Paphloganıa. Regıonel Survey ın North Central Turkey.Brıtısh Instıtute at Ankara, 2009. s 187-189

[6] Rahmi, Çiçek “Ankara Hükümeti’nin Dünya’ya Açılan Kapısı İnebolu-Ankara Yolu”  Ankara Üniversitesi Türk  İnkılap Tarihi Enstitüsü, Atatürk Yolu Dergisi Cilt 5, Sayı: 20, s 399

[7] Kastamonu Valiliği.  a.g.e. s.24

İstiklal yolu Derneği Başkanı İsmail Çam'ın TRT AVAZ yayını
ntv22

İstiklal Yolu Haritası

Yaşayan Kentler Belgeseli

Hava Durumu

CANKIRI

Reklam